Hürmüz Gerilimi ABD Ekonomisinde Ne Gibi Etkiler Yaratıyor?

Yaklaşık 4 dk okuma

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, ABD ekonomisine önemli etkilerde bulunmaya devam ediyor. Global Petrol Prices verilerine göre, yaşanan çatışmalar nedeniyle petrol fiyatları, nisan ayının başına kadar ABD'de %31 oranında artış göstermişken, motorin fiyatları ise %41 oranında yükselmiştir. Bu artışlar, maliyet baskılarını artırarak, bahar ekimlerinin sürdüğü dönemde üreticileri, perakendecileri ve çiftçileri zor bir duruma sokmuştur.

Haber görseli
Haber görseli

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesi sınırsız bir şekilde uzattığını açıklamış olsa da, bu ateşkesin kalıcı barışa dönüşüp dönüşmeyeceği hala belirsizlik taşımaktadır. Hürmüz Boğazı üzerindeki sevkiyat akışının yeniden başlaması konusunda da net bir bilgi yoktur. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı, Hürmüz Boğazı krizinin ABD ekonomisine etkilerini ve savaşın devam etmesi durumunda ortaya çıkabilecek olası ekonomik senaryoları değerlendirmiştir.

ABD, günlük 21,6 milyon varillik rekor üretim kapasitesine sahip olsa da, küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalmaktadır. Nisan 2026 itibarıyla petrol fiyatlarının 120 dolara ulaşması, Amerikan tüketicisini derinden etkileyen bir talep daralmasına neden olmuştur. Boru hattı darboğazları nedeniyle üretim artışının sınırlı kalması ve enerji maliyetlerindeki yükseliş, stagflasyon endişelerini arttırarak ABD Merkez Bankası'nın (Fed) hareket alanını daraltmış, Michigan Tüketici Güven Endeksi'ni ise tarihi bir düşüşe sürüklemiştir. Bu durum, enerji bağımsızlığının yerel fiyat istikrarını sağlamakta yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.

ABD petrol piyasasında yaşanan yapısal çelişkiler, Trump yönetiminin artan fiyatlardan fayda sağladığı iddialarını zayıflatmaktadır. Basra Körfezi'nden günde yaklaşık 490 bin varil ithalat yapılmasına rağmen, bu miktar toplam ABD ithalatının yalnızca %8'ini oluşturmaktadır. Ancak, petrol fiyatlarının küresel havuzda belirlenmesi, tedarik zincirindeki herhangi bir kırılmanın ABD iç pazarındaki fiyatları doğrudan etkilemesine neden olmakta ve faturayı hane halkı ile işletmelere yansıtmaktadır. Özellikle ABD'nin hafif ve daha az yoğun ham petrol üretip ihraç etmesi, yerel rafinerilerin ise dışarıdan gelen daha ağır ham petrole göre dizayn edilmesi, ithalata yönelik yapısal bir bağımlılık doğurmaktadır.

Yaşanan ekonomik belirsizlikler, ABD'nin enerji politikalarını da etkilemiştir. Normalde yaz aylarında uygulanan yakıt kısıtlamaları askıya alınmış ve %15 etanol karışımlı benzin satışına sezon boyunca izin verilmiştir. Savaş öncesinde yavaşlayan bir ekonomik büyüme varken, mevcut kriz enflasyon kanalında kendini göstermektedir. Dallas Fed'in analizleri, Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmanın süresine bağlı olarak 2026'nın dördüncü çeyreğinde enflasyonda %0,35 ila %1,47 arasında bir artış beklemektedir. Bu yüksek fiyatların yaratacağı maliyet yükü, talep daralmasına ve ekonomik küçülmeye yol açarken, Fed yetkililerini de zor bir duruma sokmaktadır.

Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyon düşmeden faiz oranlarını indirmeyeceklerini belirtmiş ve mevcut oranları %3,5 ile %3,75 aralığında sabit tutmuştur. Ancak finans piyasaları, orta vadede daha yüksek enflasyonu fiyatlamaktadır. On yıllık hazine tahvillerinin getirisi, çatışmalar öncesindeki %4'ün altındaki seviyeden mart ayında %4,4'ün üzerine çıkmıştır. Artan yatırımcı endişeleri, finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açmış; S&P 500 endeksi %2,2, Dow Jones endeksi ise %4 değer kaybetmiştir. Ayrıca, piyasadaki oynaklık beklentisini ölçen VIX endeksi %11,7 oranında bir artış göstermiştir. Dolar Endeksi (DXY) ise güvenli liman arayışıyla %2 değer kazanmıştır.

ABD yönetiminin stratejisi, enflasyonu kontrol altına almak, uygulanan agresif küresel gümrük tarifelerinin iç enflasyonist baskılarını dengelemek ve ekonomik büyümeyi canlandırmak için enerji maliyetlerini düşürmektir. Ucuz enerji, sanayinin ülkeye geri dönüşünü ve yüksek elektrik tüketen yapay zeka veri merkezlerinin rekabet gücünü artırma potansiyeli taşımaktadır.

Hürmüz Boğazı'ndaki durumun geleceği açısından, nisan ayının sonlarında IEA, IMF, Goldman Sachs ve JPMorgan gibi büyük finans kuruluşları tarafından sunulan makroekonomik risk senaryoları, durumun ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır. İyimser senaryolarda, nisan ayındaki ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi durumunda, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatında yıllık bazda yalnızca %1,4'lük sınırlı bir kayıp öngörülmekte ve fiyatların hızla 85-95 dolar bandına çekilmesi beklenmektedir. Ancak mevcut gidişata en yakın olan baz senaryoda, çatışmanın üç ay süreceği ve fiziksel hasarın kısıtlı kalacağı varsayılmaktadır. Bu durumda, 2026 küresel ihracatında %5-6'lık bir daralma yaşanması ve fiyatların 110-130 dolar aralığında sabitlenmesi beklenmektedir. En kötümser senaryo ise, İran'ın Hark Adası'ndaki kritik tesislerin kalıcı hasar gördüğü ve ABD ablukasının tam blokaja dönüşmesi durumunda, küresel ihracatta %8-9'luk yapısal bir yıkım yaşanabileceğini ve petrol fiyatlarının 150 doların üzerine, Avrupa doğalgaz fiyatlarının ise 120 avro seviyesine yükselebileceğini göstermektedir. Bu tür bir senaryo, 1970'lerin sonlarındaki küresel arz şoklarıyla karşılaştırıldığında yapısal bir yıkımı temsil etmektedir.

Doç. Dr. İsmail Sarı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.

Yazarın görüşleri, Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: Ekonomi Dünya

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum yaz

Giriş yapmanız gerekmez. Yorumunuz yönetici veya içerik yazarı onayından sonra yayınlanır.

Zorunludur. Adresiniz bülten listesine eklenir; sitede gösterilmez.